enerji.

mart ayına girdik burada. birkaç gün önce uyandım ve güneş farklıydı. mart'ın geldiğini hatırladım. her şeye rağmen umut vadeden, ısıtırken ferahlatan güneşin sebebi bu olmalıydı. vadedilen umut, niçe'nin aksine, pasifleştiren değil, adeta ve tüm yüklere rağmen maraton koşturan cinsten. ben bunları yazarken telefonuma düşen bildirim sesinden irkilen kedim, uyuduğu battaniyeden  başını kaldırıp  dağılan tüyleriyle ve şişmiş gözleriyle komik bir görüntü oluşturdu. geçen hafta ve bugüne kadar, hem sinirli hem duygusaldım. geçmişte, yaklaşık onbeş yıl önce yaşadığım bir ben var. ara ara rüyalarıma girer. biliyorsun, bir yıl önce radikal bir değişim geçirdi yaşam çizgim. daha doğrusu böyle görülüyor. çok anlam yüklemeyince güzel, rahat. bu değişimden sonra ve yaşamın, kendimin neresindeyim sorgulamalarımın daha farklı şekillenmesiyle ve belki çoğu zaman mağlup geleceğim kıyaslamalarımla, onbeş yıl önceki ben olayı daha fazla zihin gündemimdeydi. yine bir rüya gördüm. pms sanırım, daha çok duygusal baktım. gönderilmemiş mektuplardan birini yıllar önceki ben olayına gönderdim. gelen cevap  beni ağlattı. omuzumda taşıdığım ben olayının utancından, ben olmanın tutunamamışlığından, artık kabul edilen... devamını yazmamış, taslaklarda yarım bırakmışım. aradan on gün geçmiş. daha sakinim. istiyorum ki bir şeyler için koşturayım. çabalayayım. hayatım boyunca bunu istedim. yanlış yerden mi baktım, yanlış yere mi baktım yoksa " o kadar da olmaz, bir şekilde kotarmayı başarırım." dediğim acınası senaryonun esas bireyi miyim ya da doğduğum evde yeni yetmeliğime kenetlenmiş pesimistlik ilmek ilmek işlerken kalbime nereye böyle, bileyim söyle.  belki de birilerinin ulaşamadığı mükemmellikte boğuluyorumdur. her neyse. pazartesi günü ailemden birilerini ağırladım. zaten bir elin parmaklarından fazla değilim, şükür ki. gerici güçler irticai isyanlarda bulunurken ruhumda, çabaladım. seneler geçmiş. sonrasında rahatladım. kaldı bir ve sonsuz. mercimek çorbasının tuzu az olmuş. yemek yaparken, tadına bakma huyum yok. sevmiyorum. sürprizlere açığım. bugün satc izlerken carrie'ye bininci kez  hak verdim. arkadaşlıklar için çaba harcamalı. bunu yapmadığımı ve bazen, haliyle, yapamadığımı fark ettim. tabii ki karşılıklı, tek taraflı değil ama yaklaşık bir aydan fazla olmuştur yakın arkadaşımla bir şeyler yapmayalı. hayatın garip bir evresindeyim. dilerim ki... bir şeyler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

günü geçmiş.

konusu sen olmayan günlük.

cemil.