Kayıtlar

rasyonel sayılar.

bazen bile bile yanarsın. yakarsın o ateşi. engel olamazsın akışa. kan, deli akacak. gecenin kokusunu yüz kilometreye yaklaşırken yüzünde hissettiğinde ayılırsın gün doğumu uykularından. kuytulardan kurtulup ayın apaçık ışığında sevişirsin yaşamakla. kurtulsun bırak, özgürce uçsun. aşkla var. açıkçası umrumda değil sizin alınız, morunuz. bu hep böyle oldu bende. nbc hırkamı ve  olivia dunham ceketimi alıp çıktım hayatınızdan. korkum yoktu, olmayacak. belki pişman olacağım ama mizacım böyle, uçmaktan vazgeçmeyeceğim. bak dizlerim yara izi, ruhumda gitmelerin hediyesi. ölmedim henüz. yüzümde arsız bir gülümsemeyle gömeceğim kendimi.

haydi gamzelim.

merhaba sevgili okuyucu ve kendim. yazmadan hemen evvel düşündüm çoğu zamanla benzer, yüzleşmeye hazır mıyım içimle? bilirsiniz ki içimle yüz leşim vardır ve bunların hepsi benim parçamdır.  bir yanımı müthiş sevindiren ve umut vadeden, bir yanımı fefkalede korkutan ve travmatize eden bir gelişme oldu. oldurdum. zaman gösterecek, hangi yanım beslenecek. kendimi iyi tutmak için elimden geleni yapacağımı hissediyorum ve ön görüyorum. umarım ideallerim, hayatım olur ve bu süreç çiçekli bahçelerden geçer. taşlara da razıyım, sonunda beni kendi huzurlu evime ve tertemiz denizlere çıkaracaksa. bilirsiniz ki taşlar da kendi sertliğinde ve kaosunda güzelleştirir yolu.  cumartesi direksiyon sınavım vardı. geçtim. açıkçası ilk denemede geçeceğime bütünüyle inancım yoktu fakat geçtim. korktuğum parkları kaymak gibi yaptım. ulan, nasıl da güzel yaptım diye içten içe sevinirken, dönüş yolunda az daha ışıkları kaçırıyordum ama iyi kotardım. fazla önemsemeyince ve rahat davranabildiğinde yaş...

öz kardeşim, testo baylan.

maden suyu - tercihen beyin yakan beypazarı - ve sade türk kahvesinin verdiği huzuru  seviyorum. mümkünse tüm yapılacaklar tiklenmiş ve iç huzura da eş zamanlı kavuşulmuşsa double zevkli oluyor bu an.  birkaç gündür sol bacağımda garip bir ağrı var. bugün istirahat etmeye çalıştım, nispeten de iyi geldi ama bütünüyle geçmiş değil. umarım doktora gitmeye gerek kalmadan geçip gider ve bir daha gelmez. takıntılı davranışlarım yol açtı diye düşünüyorum bu ağrıya. açıkça anlatması zor. iyi giden süreci korumaya çalıştığını zanneden bilinçaltım, böyle zamanlarda takıntılar geliştiriyor ve engel olmaya çalışsam da pek olamıyorum. bu ağrı da yinelenen ve bilinçsizce yapılan aksiyonlarım yüzünden olabilir. ders olsun bana. denge kurmak öylesine zor ki benim için. olacak ama. yarın direksiyon dersim, cumartesi günü de direksiyon sınavım var. kendimi kırk yıllık şoför olduğuma inandırıp, bu role büründürmem lazım ki heyecanımın üstesinden gelebileyim. bakalım neler yaşayacağız sevgili ok...

akış.

Resim
pati'ye bakıyorum. onu gezdirmek istiyorum. kendime güvenebilsem ve korumacı yapımın üstesinden gelebilsem ve dünyanın kötülüklerini de görmezden gelebilsem birazcık. acı geliyor, çoğunlukla göreceği yerlerin dört duvar arasında olması. ay çöreği bakışlı kara çekirdeğim ve kedi lokumu yaşlı hacı cavcavım. dün, cumartesi. çeşitli avizeler getirdim sana sevgili okuyucu. bir iz bırakmak amacım. parmağındaki yüzüğün bıraktığı derin izi okşadım. babamı hatırlattı bu iz. onu hatırlatan birçok done mevcut. tetikleniyorum bazen, farkındalıksız o an. niçin ona böylesine benzer bir tercih. kız çocukları ve babaları. saçmalık. hayatı bunları düşünmek için zaman tanımıyor. kendini tanımak ve aksiyon almak zorundasın. saklanmak da bir aksiyon olabiliyor. bugün, pazar. tek başınalığı özlediğim saatler. sıcak esintili yolda tek başıma yürüdüm. bulutlar çok güzel. yollar, korunaksız hissettirse de yolda olmayı çoğunlukla seviyorum. eskiden korkudan içim titrerdi. o his, halâ çok tanıdık ama artık ...

konusu sen olmayan günlük.

Resim
şu yaz gecesini daha anlamlı kılan ve belki evrende kapladığım alanı sevgiyle benimsememi sağlayan serin rüzgara, taze nane yapraklarının varlığına, kahve çekirdeklerine, pati'nin ay çöreği bakışlarına ve daha nicelerine... minnettarım. ve sana, yaktığım mektupların dumanlarıyla. aslında konu sen değilsin, bunu biliyoruz. yine de düşünmeden edemedim, her şey farklı olsaydı. her şey farklı olsaydı, şu yaz gecesinde melankolinin durgun sularında yüzmekten zevk almazdım. duru ve sakin bir denizde, aniden ama korkutmadan bastıran yağmur eşliğinde suyun kaldırma kuvvetine emanet etmek gibi bedeni. kulağında sessizliğin uğultusu.  bugün belki de seninle oturduğumuz  aynı  masada türk kahvesi içtim. anımsayamıyorum. gözlerinle yan masadaki aileyi göstermiştin. açıkça sormadım ne demek istediğini. açıkça sorduğum bazı soruların cevabında boğulmuştum ondan önceki zamanlarımızda. şu yaz gecesinin konusu da sen değilsin, objesi de sujesi de ve her şeyi de. tek başıma, yıldızların ar...

bunları boşver, olan yine olur.

bugünün akşam güneşi ne güzeldi. dün gecenin göğünden üç meteor düştü avuçlarıma. yüzüme sürdüğümden belki yaşamın parıltılı gözyaşları yıkadı ruhumu bugün. mutluyum. geçmişin düğüm izlerini okşadım ve içim eridi. belki şimdi değil ama bir sonbahar akşamı düşer yanaklarına seni düşündüğüm anlarım. belki. kim bilir sevgili okuyucu. herkesin inandığı bir gerçek ihtimali yok mu?  eve dönerken ülkü'den aldığım eklerin yarısını sütlü kahve eşliğinde tadıyorum sana bunları anlatırken. bu aralar komaya girecek kadar şeker tüketiyorum. takıntılı olduğum ve her gün aynı saatte tüketmem gereken çöp besinler türedi yaşamımın bu evresinde. pilatesi bıraktım. karın kaslarım, omuzlarımdaki ve kasığımdaki pump damarlar ve müthiş ince belim, kıbrıs dönüşü iki ay içinde saklandı şeker tüketim yorganının altına. yapabileceğimi gördüm. manyak oldum biraz ama dengeyi bulacağımı biliyorum. herkesin inandığı bir gerçek ihtimali yok mu? ağustos'u ortalarken sonbaharın gelişine biraz seviniyorum. yıll...

2405.

merhaba sevgili okuyucu.  burayı tekrar açıp açmamak arasında kaldım. bir yanım özlüyor. bir yanım ve mizacım kapalı bir kutu olmanın sıkışmışlığında buluyor rahatlığı. bakalım zaman ne gösterecek ve ben yazarak yüzleşmeye hazır mıyım kendimle. çoğu zaman ve asıl önemli olan bu. hayatım iki ay önce tam bu gün, radikal bir değişikliğe uğradı. tercihen atılmış bir imzaydı. bilinçli mi bilmiyorum. zaman gösterecek. нет риска, нет истории. depresyona girdim ve kimse bilmiyor. eskisi gibi olmayacak, bunu net biliyorum. çok soruyorum kendime, izliyorum içimi. kendimi suçlamamaya çalışarak. çünkü biliyorum, suçlanmak beni daha da dibe çekiyor. manyak oldu kafam, bedenim. yoruldum. kendimin kendime kötülüğünden korusun kozmos beni. korktuğum çoğu şeyi eninde sonunda getiriyorum ayağıma ve giyiyorum o çuvalı. neyse, düzelecek. anlamlı bir hayat... içinde bulunduğum kurum bana göre mi bilmiyorum. sıkıcı yanı çok. yalnızlığı fazla seven biriyim ve çoğu zaman zorlanıyorum başka insanların raha...