Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

closed.

Resim
  yaşanacaklar yaşanmış, söylenecek her şey söylenmiş gibi yurt odasında. burası on yıla şahit; birkaç eve, şehre, ülkeye; birtakım acılara ve birçok mutluluğa; yirmili yaşlarımın başlangıcından sonuna. karakterler aklımda ve kalbimde. hayatımın bu dönemi için seneler önce hazırladığım to do listimde tik atılmamış pek bir şey kalmadı. gerektiğinde çekilen kartlar çoğunlukla benden yanaydı. kaybedişler de oyuna dahil, en nihayetinde kazanmak umrumda değil. ne mutlu ki iyi yaşadım. zaman zaman delice hatta. kitabımın buraya kadar olan bölümünü sonlandırıyorum. iyilikle selamlıyorum seni ve kendimi. yeni olan ne varsa bekliyor sevgili okuyucu, seni ve beni. avucumdaki yıldızları göğe fırlatıyorum, belki bir gün yeniden bulur bizi. bildiğin hayat işte, sonsuz ve bir gün kadar. hoşçakal. 

it's always sunny, here and there.

eve geldim. kahve yaptım ve çikolata eşliğinde yorgunluğumu atıyorum. akşama veterinere gideceğim. haftaya pazartesi de gideceğim. elimden ne geliyorsa, çoğunlukla yapacağım. ... ben bunları yazarken, birkaç senedir görüşmediğim birinden mesaj geldi. tanıştığımızda ortak bir yaşam alanımız vardı.  güzel ülkemin gifted type çocuklarını elinde tutma konusunda bir tutukluğu var biliyorsun. hem bu g.type çocukların bazıları gerçekten parıldayan, kendilerini sosyoekonomik "iyi"likleriyle parlatmaya çalışan aileleri sayesinde değil, kendi varoluşlarını gerçekleştirerek derece yapmış, kültürlü, kibirli olmayan çocuklar ve bu çocuklar ülke sınırları içinden çoktan gittiler.  uzak bir ülkeden aldığı iş teklifiyle taşınmıştı ve birkaç zaman sonra iletişimimiz de kopmuştu. ben de zaten farklı bir ülkenin vatandaşı değildim o ara ve gururum da arşa değiyordu. sevindim mesajı görünce. biliyorsun, son dönemde geçmişle meşgul ediyordum zihnimi ki geçiş evrelerinde hep böyle bir stres topum ...

cihangir abi.

aracımı tır biçti. tabii ki biraz abartıyorum. eve dönüş yolunda bir tır aracın sol çamurluğuna çarptı. neyse ki can sağlığı iki taraf için de tam ve değişim yok. üstelik hatalı taraf da ben değilim. tırın rengi kırmızı. slay girl. 💅 bir hafta ikame araçla idare edeceğim. okul ve ev güzergahımda tır sayısı çok. yollar da çok bozuk. malesef yeni sürücü stickerım da işe yaramıyor. kalbim bi yerimde ata ata gidip geliyorum ama alışacağım.  geçen hafta doğum günümdü ve bugün de çocukluktan bu yana sürdürebildiğim sayılı arkadaşlığımdan en iyisinin doğum günüydü. kendime birkaç hediye aldım ve çevreden hediyeler. hiçbir şeyim olmasaydı da sevilmek güzel şey, yeterli çağımdayım çünkü kendi kendine yetebilmek çağındayım. heyecansızdım oldukça yine de sürprizlerle dolu geçti geçen günler. bugün de öyle. iki yol arkadaşının, ki bakış açısı oldukça farklı olan bu iki kızın nasıl yol arkadaşı olabildiğine hayretler, kutlu doğum haftasını izledik sevgili okuyucu. birkaç şişe bira tüketildi ve...

cif.

ne güzel bir akşam üzeri. üşütecek kadar serin, ferah yağmur kokusu ve yemek öncesi kahvesi. kinder sürprizden daha işe yarar bir oyuncak figür çıksaydı bir de. tgif. insanlara olan mesafeme yeni güncelleme getirmeye çalışıyordum son yılda. bugün yapabildiğimi ve önem verdiklerimin pek de hatta hiç önemli olmadığını gördüm, hissettim. tek önemli tarafı içimdeki humanizm kırıntıları çünkü iyiliğe inanıyorum. bazen kendimi kaybediyorum ama özümü sakinlikte bulduğumda yine iyileşiyorum. çelişik miyim neyim. biliyorum.  ukulele çalışmaya yeniden başladım. kırmızı balık göldeyi bile tıngırdatamayınca yeteneksiz olduğumu kabullenip bir köşeye fırlatmıştım ukucuğumu ama gerçekçi olup imkansızı isteyeceğim yeniden ve belki gerçekçi olmamayı da tercihen.  lityum panpamla tekrar sıklaştırdık görüşmeyi. seviyorum onu ve bazen sevmiyorum ama tutuyorum ellerinden ve belki aslında ellerimden. bazılarınız iyi geliyor ve bazılarınız hiç yokmuşluğuna sevindiriyor. iyi olduğunu bilmek, bir ses ...

bebeler.

önce yağmurlar yağdı buraya. sabah giderken okula, şemsiye almadan çıktığımdan fazla öz güven ve dönüş yolunda en sevmediğim ıslak converselerimin tenime değmesi.  atandığımdan beri bu yeni ilçeye, bir takım kendimi bilmezlikler ve kendini bilmezler sayesinde anladım aslında biricikliğimi. ben içip kusmak değil, hayatı yaşamak güzellikleriyle çiçekler dökmek istiyorum buraya.  radikal olarak değişeli, 657'li olalı bir yıl devrilmek üzere. ben yaşlı kedimden ayrılıp yeni bir eve çıkalı dokuz ay, artık yalnız yaşayalı iki ay ve henüz ölmeyeli neredeyse otuz. atandığı  bu yeni ilçede, ki aslında alıştığı şehrin çok uzak km ötesine de okeydi hatta koşarak giderdi. neyse. bazı insanlar iyi ki var. ev arkadaşım birey mesela. özgürce yaşamaya alışkın yaban ve emo kuşu ve bazen ölesiye agresif ben için sevindirici  bir yaşam belirtisi çoğu zaman. bazılarının da hiç karşılaşılmamış olarak kalmasına sevindim bugün. ve şükür sebeplerim. bana uygun olmayan şeyler de vardı v...

değiştik ve geliştik.

engel olamıyorum, bir şekilde aklımda buluyorum varlığını. ve yokluğunu. her dakikaya yakın. sokakta, iş başında, yolda, evde, yatakta… hiç yoksa aklıma nereden geldi diye didiklerken buluyorum kendimi birkaç yılı geçmiş sandukamda. hayır yani çok matah da değil ve elimin tersiyle itmişliğim niçin aklımı bu kadar meşgul ediyor bilmiyorum. tahminlerim var ama yoluna koyamıyorum. ben istanbul’dan geldiğimde ve o ışıklı yolu teperken bir ileri bir geri, benim ayrıldığım rıhtıma yeni koymuştu heveslerini. dalgalanırken elvan elvan ben bir başkası için titriyordum ve yolun da çoğunu yürümüştüm bazı konularda. gönderdiği bilet bana ulaşmadı. sinirlenmiştim de ayrıca. sonrasında, hatırlamıyorum net, numaramı istemişti tekrar. olmadı. teknik’te öğretim görevlisi olmuş. eğer varsa bir önemi, hayat tekrar kesiştirecektir yolu. onun ve diğerlerinin kişi bazında önemi yok, geçmiş sürekli aklımda. bunun sebebini bulmalıyım. biteviye ya da farklı heyecanlarda bulurken kendimi, özlediğim bireyler değ...

enerji.

mart ayına girdik burada. birkaç gün önce uyandım ve güneş farklıydı. mart'ın geldiğini hatırladım. her şeye rağmen umut vadeden, ısıtırken ferahlatan güneşin sebebi bu olmalıydı. vadedilen umut, niçe'nin aksine, pasifleştiren değil, adeta ve tüm yüklere rağmen maraton koşturan cinsten. ben bunları yazarken telefonuma düşen bildirim sesinden irkilen kedim, uyuduğu battaniyeden  başını kaldırıp  dağılan tüyleriyle ve şişmiş gözleriyle komik bir görüntü oluşturdu. geçen hafta ve bugüne kadar, hem sinirli hem duygusaldım. geçmişte, yaklaşık onbeş yıl önce yaşadığım bir ben var. ara ara rüyalarıma girer. biliyorsun, bir yıl önce radikal bir değişim geçirdi yaşam çizgim. daha doğrusu böyle görülüyor. çok anlam yüklemeyince güzel, rahat. bu değişimden sonra ve yaşamın, kendimin neresindeyim sorgulamalarımın daha farklı şekillenmesiyle ve belki çoğu zaman mağlup geleceğim kıyaslamalarımla, onbeş yıl önceki ben olayı daha fazla zihin gündemimdeydi. yine bir rüya gördüm. pms sanırım, d...

yol.

Resim
 

grip olma hakkı.

 pek yazasım yok uzun zamandır. buralara da uğramıyorum kaç zamandır. kelimeler de cümlesiz, çıkıyor zihnimin sesinden ama dökülmüyor artık kaleme ya da ses olup iletilmiyor birilerine pek. aman diyorum, ne gerek var, yorgunum. biliyorsun artık tanıdın beni sevgili okuyucu. böyleyim ben. iki arada bir derede kendinden öteye gidemeyip sığ sularda yüzeceğim diye yorulanlardan ve belki boğulanlardan. çok güzel rol yapabiliyorum. hayat erkeği'nin yazdığı gibi, "yapmacık ilişkileri sürdürmeliyiz. hayat budur." şikayet değil bu. çok önceden sezinlediğim, birkaç senedir de adını koyduğum bir oyunun kuralı. şikayetçi değilim, işimi kolaylaştırıyor.  tanrı'ya inanmamak elimden gelseydi inanmazdım. güçlü bağlarım yok. asla kılmadım namaz. ilkokulda ezberletilen duaların tekrarlanması yerine, farklı cümlelerle secde ettim adı secde etmekse. camileri sevdim ve insanları izlemeyi ve içimden konuşmayı. iyilik için yaşıyorum ve iyilikle besleniyorum. tanrı, allah, elohim, kozmos ya ...

thomas lived.

şimdi adını hatırlayamadığım bir bloggerın blogunda görmüştüm the big c dizi önerisini. hatta yorum da yazdım, izleyeceğim diye. bi hafta içinde dört sezonu bitirdim. ilk sezon komik, iki ve üç trajikomik ve son sezon dağıttı beni. bugün son sezonu izledim ama zaten beynim pms’yle yok olmuş gibiydi ve ağlamaklıydım iyice beter oldum. ölümlü bir kanser geçmişinin gölgesinde büyüyen nesiller için travmatik bi dizi ama canım cathy’ciğim, senden bir şeyler ekledim kendime. nitekim güzeldi, güldürdü ve ağlattı ve tebessümle son buldu. sanıyorum hayat çizgisi gibi. … ve hala sabahları uyandığımda aklıma geliyor final sahnesi, hemen atmaya çalışıyorum gözlerimin önünden çünkü üzülüyorum ama bu sahne, yeni güne başlarken son günmüş gibi yaşamaya çalışmama ve daha anlam bulmama vesile oluyor aynı zamanda. bunların yanında aklıma takılmış bir sahne daha var. tam yazamayacağım. hayatın geçiş evrelerinde plan dahilinde de olsa, içinde birden bulunduğumuz durumu algılarken, aitliği hissedemediğin, ...