grip olma hakkı.
pek yazasım yok uzun zamandır. buralara da uğramıyorum kaç zamandır. kelimeler de cümlesiz, çıkıyor zihnimin sesinden ama dökülmüyor artık kaleme ya da ses olup iletilmiyor birilerine pek. aman diyorum, ne gerek var, yorgunum. biliyorsun artık tanıdın beni sevgili okuyucu. böyleyim ben. iki arada bir derede kendinden öteye gidemeyip sığ sularda yüzeceğim diye yorulanlardan ve belki boğulanlardan. çok güzel rol yapabiliyorum. hayat erkeği'nin yazdığı gibi, "yapmacık ilişkileri sürdürmeliyiz. hayat budur." şikayet değil bu. çok önceden sezinlediğim, birkaç senedir de adını koyduğum bir oyunun kuralı. şikayetçi değilim, işimi kolaylaştırıyor.
tanrı'ya inanmamak elimden gelseydi inanmazdım. güçlü bağlarım yok. asla kılmadım namaz. ilkokulda ezberletilen duaların tekrarlanması yerine, farklı cümlelerle secde ettim adı secde etmekse. camileri sevdim ve insanları izlemeyi ve içimden konuşmayı. iyilik için yaşıyorum ve iyilikle besleniyorum. tanrı, allah, elohim, kozmos ya da bir şey işte... var diye değil, yok diye de değil. ama kötülüklerin bana değmeyen acısında bile kalbim ağrıyor. belki placebo ama işe yarıyor.
bu akşam kapı komşum geldi eşiyle. sevecen, konuşkan bir çift. iyi niyetli, sosyal yönüyle olması gereken ve belki benim için biraz fazla geleneksel bir çift. beceremediğim, becermek zorunda olmadığımı dusunerek, nereye kadar gidecekse gitsin gerisi bitsin diyerek kendimi rahatlattığım mevzular. kedilerden, geçende yapılan site toplantısından, aidatlardan, komşulardan, kapalı balkon sistemlerinden, öğrencilik hayatından ve yine kedilerden konuştuk. hoş sohbetti.
geçen gün, fl'tan tanıştığım ama yüzyüze hiç görüşmediğim a. temasa geçti benimle. on yılı var. istanbul'u hatırlatıyor bana. iki yıldır şehrimdeymiş. fazla ergence geliyordu bana. halâ öyle mi bilmiyorum. bugün değil, belki bir gün görüşürüm.
paticiğim kucagimda. bu ara pek meraklı kapı dışına. yağmursuz hafta sonunda parka çıkardım bir kez. üst katta miyavlayan kediden belki, kapının önünde miyavlıyor akşamları. yaşlı kedimi özledim. yarın anneme gidip göreceğim. bir saate varmadan nurofen alıp, burun spreyimi sıkıp zihnim uyuşsun diye tiktok kaydırarak uyumaya çalışırım.
Sizin bloğunuza dair en sevdiğim şey (ve ilk keşfettiğimde en çok ilgimi çeken şey) tüm yazınızı küçük harfle yazmanız. Bu bence içinizden aktığı gibi yazmanızın en büyük örneği. Bu bakımdan bence kelimeleriniz de çıkmak istedikleri anda içinizden çıkıyorlar. Yaratıcı inancım hep çok güçlüydü. Ona inanmak için bence buna gerek yok ama... Çünkü ona inanmak ile bir dini veya din felsefesini kabul etmek aynı şey değil bence. Neyse. Duaları falan da ezbere bilirim. Çocukken hiç Kur'an kursuna gitmedim, namaz kılan bir babam olsa da beni din konusunda hiç kimse zorlamadı veya bir şey dikte etmedi. Nasıl desem... Ben onu hep sevdim. Ne öğrendiysem de onu sevdiğimden öğrendim. Biraz daha büyüdüğümde namaz kılma denemelerim de oldu. Bunu da sevdim. Zaten onunla hep konuştuğumdan benim için zor olmadı. Ama aklımı kurcalayan hep bir şey oldu. İnsanlar. Onu sevmiyorlar, ondan korkuyorlar diye düşündüm. Onu kandırıyorlar. Onun cenneti için bunu yapıyorlar ve bu insanlar en iyi insanlar mı yani? Hayatta tahammül edemediğim tek şey hep ikiyüzlülük oldu. Bu nedenle de, birini sevmediğimde, kalbimde bunu hissetmediğimde ona asla ''seni seviyorum'' demedim. Demem de. Dünya bu ikiyüzlülükle dönüyor biliyorum, onu görünce tanıyorum. Ben tanımasam içim tanıyor, çünkü ben kendime yalan söylemiyorum. İnsan başkasının yalanını her zaman yakalayamaz kabul. Ama insan, kendi yalanını anında yakalar da bu sefer de kendine yalan uydurur. Ben, kendime, en çok kendime hep dürüst oldum. Acımasız bir dürüstlük hatta. Gereksizdi aslında ama başka türlü olamadığım için böyle oldum sanırım. Bunu bloğumda da yazmak isterim. Bir bloğumda keskin bir dürüstlüğe erişemedim, bu da ilginç... Mecazların arkasına sığınmak da o hep eleştirdiğim ikiyüzlülüğe mi girer acaba? Neyse. Hayatın içinde akmak en iyisi. İnsan başka insanlarla bir arada (insan kısmının altını çizerim kaba saba varlıkları kastetmiyorum, ya insan olacak ya hayvan dostumuz) olunca bence daha iyi hissediyor. Kendi başına kalmak insanı daraltan bir şey. En azından beni öyle. Denge olmalı. Ay neyse çenem düştü :)
YanıtlaSilharflerin hiyerarşisine karşı bir duruş ya da biraz atilla ilhan belki. en iyi ihtimal takıntılı bir kafa karışıklığı benimki.
Silitikad insanın doğasında var bence. sadece özneler ve eylemler değişiyor. yazdıklarına katılıyorum. hayatın içinde akmak en iyisi. bu dünyada iyiliği ve cenneti yaşamak için varım. ölüp mükâfatlandırılma beklentim yok, motivasyonum da bu değil. dini boyutun dışında sadece yaşıyoruz işte, bi şekilde. iyi insanlarla karşılaşalım. yalan da insan için, doğruluk da. bi denge var her şeyde. amann öyle işte. :)
pek gelmiyorum buralara, şimdi gördüm yazılarını da, geçmiş doğum günün kutlu olsun. 🌺
normal insan olmuşsun sen de kikiki :) sen de insansın :)
YanıtlaSilkedi de olsa o da bi insan. 😀
Sil