Kayıtlar

ev ışıkları.

Resim
hayatımın ikinci taşınma hadisesini atlattım. çocukluğumun geçtiği evde bir sürü eşyayı ve kitabı geride bırakarak yeni odama geçtim. yanıma sadece çok önemli şeyleri ve henüz okunmamışları aldım. eskiden çok anlam yüklerdim neredeyse her şeye ve ağır gelirdi bana bu. artık öyle değilim. iyi ki değilim çünkü böylesi daha rahat. minimalist olmak işime geliyor. çoğu konuda. ilerde -umalım ki :)- tek başına yaşayacağım eve geçtiğimde de az eşya tercih edeceğim.  gökyüzüne daha yakınım burada. yatmadan önce pencereyi açıp soğuk havanın eklemlerimi iğnelemesi hoşuma gidiyor ve bikaç balasana savasana... kendime dönmeye çalışıyorum. bu dikkat dağınıklığında, kendime giden yollarda kafama düşen ölü yapraklar aklımı alıyor. bunun da çözümünü bulurum.  bazı şeyleri birkaç aydır düşünüyorum. bilinçli bir düşünme eylemi değil. farklılık var ama farkında değilim. bende yeni skill açılmış gibi. gelişmesi için de zaman ve pratik gerekiyor. bu belirsiz şeyin adını zamanla koyacağım. belki....

limon ve tuz ve.

Resim
bazen hayat, saten kumaşlar gibi. parlak, kaygan, eğlenceli ve güzel. sakin. asaletli bir duruş var en yaramaz halinde bile.  yaşadığı hapishaneden kaçtı bu gece. gün doğumunda bal kabağına dönüşecek araba ve o bal kabağını hapishanenin en ücra köşesinde saklayacak. 

camera lucida.

birazdan hava kararır. eğer ölmezsem ani bir kader dokunuşuyla, geleceğin birinde yazdıklarımı okuyup havanın karartı ayrıntısının gereksizliğine gülerim burada. derken, sokak lambasının pembemsi cılız ışığı sağ gözümde seyirdi. belediyemiz iyi çalışıyor. gülümseyin.  hayatım bazı ayrıntılara bağlıymış gibi. bazı tesadüfler ve bazı tekerrürler. dönemsel olarak bazı tabular. yıkmaya çalıştığım tabular. ama tabular... tabii ki her tekrar da zaman içinde özerkliğini ilan edip küçük sürprizler çıkarıyor karşıma.  ne var ki şimdiye kadar, "hoş geldin tam zamanında geldin." dediğim bir sürprizim olmadı. bu da benim zamansız cezammış.  eylül ayının yoğunlaşan bulutları gökyüzünde gezmeye başladı sonunda. akşamüzeri saatlerinde serin rüzgarlar da esti burada ve ben "hava serinledi, üşüdüm ben, görüyor musunuz hava nasıl serinledi." diye şenlendim. çocuklar gibi şendik o akşamüstülerinde ve sararmış yapraklar teker teker yere düşüyordu. ilk sonbahar yaprağını günahsız olan a...

söylenmiş.*

durmadan kendimizden bahsediyoruz. kimsenin kendisinden bahsetmeye tahammülü yok. öyle sık değişiyor ki cepheler, bunun bir savaş olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. herkes birbirine benzemeye çalışırken kavganın sebebi güme gidiyor. sonra birden derin uykular basıyor. kendimizi çok ciddiye almaktan yorgunuz.*

age of r.

 "r. 9149 kuyruklu yıldızı nihayet geri döndü. yarım yüzyıl geç geldi. ama tahmin ettiği kadar parlak ve muhteşemdi."

sleeping satellite.

Resim
herkes bi yerlerde, bi şeylerin peşinde değil mi. gülüyorlar, konuşuyorlar, susuyorlar, kalabalık fotoğraflardan bize bakıyorlar.  dokunacak hayatlar ararken, geçmişin acısını bizden mi çıkarıyorlar.  senin içinden geçen cümlelerin boşluklarına kağıttan uçaklar uçuruyorum.  -sol kanadınıza 290 knot hızla yaklaşıyorum. beni gözle görebiliyor olmanız lazım. mutabık mıyız?  döngü devam. uzun yollardan geldim ben ve gidecek çok uzun yollarım var. takribi kelebek uçuşu.   -mutabık değiliz. sen yol yorgunu. şapkanı çıkarıp mavi kupanın yanına koyduğunda boynuna sarılıyorum. yorgun musun. biliyorum yorgunsun ama mutlusun. beni en iyi sen anlarsın. boynunu dayanamayıp ısırdığımda wonderkid gülüşmesi. -ben futbolcu muyum. -hayır, sen benim wondergirl'ümsün.   tam burayı gördüğümde, önümdeki taşı göremeyip takılıyor ayağım ve düşüyorum. -çünkü bi parmak ne zaman bulutu gösterse, ben kaşığın aslında kaşık olmadığına odaklanıyorum. yani dünyada dikkatimi dağıtacak...

özet geç.

özlediğim bazı günler var. gündüzlerinin koşturmacasında amacıma adım adım yaklaştığım, akşamını yalnızlığımın sakinliğiyle ya da arkadaşlarımın eğlencesiyle renklendirdiğim günler.  ocak ayı sonrasında, toplumsal olayların yanında kişisel zayiatlarım da oldu. şaşırtıcı bir şekilde dünya karantinaya girerken bana da bir şeyler oldu. bu kişisel zayiatlarıma şaşırdım mı. hayır. ömrümün döngüsünde hep aynı şeyler. sadece her defasında bir şeyler daha öğreniyorum ve biraz da yorgunluk.  aynaya baktığımda gördüklerimin hızlı değişimine yetişemiyorum.  ben mezun oldum sevgili okuyucu biri. üniversite hayatımı resmi olarak tamamladım. devamı gelecek mi. belki. planlardan biri bu yönde. ama önce suyu bulmak lazım. sudan çıkmış balık gibi nefes almak için çırpınıyorum. bundan bir ay önce daha berraktı her şey. giderek bulanıklaşıyor şimdi. bunun sebebi gözlerim olmalı. bakmayı bilememek ya da biyolojik bi takım aksaklıklar. görmeyi öğrenmeyi tercih ederim. netekim nefes almaya çal...